Haberler

Cumhurbaşkanı Erhürman, Guterres sonrası ilk kez Nazar Erişkin’e konuştu

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyaretinin ardından ilk kapsamlı değerlendirmesini Gazeteci Nazar Erişkin’in hazırlayıp sunduğu “Güne Dair Gündem Özel” programında yaptı. Yaklaşık iki saat süren canlı yayında Erhürman; Kıbrıs sorununda gelinen son durumu, Guterres’in taraflara verdiği “ev ödevlerini”, güven artırıcı önlemleri, yeni geçiş kapıları, mülkiyet krizi, Türkiye ile ilişkiler ve güvenlik başlıklarını değerlendirdi.

Guterres’in ziyaretinin ardından ortaya çıkan yeni diplomatik tabloyu değerlendiren Erhürman, asıl değişikliğin yeni bir konferans tarihi açıklanmasında değil, izlenecek yöntemde yaşandığını söyledi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin ilk kez açık biçimde “önce hazırlık, sonra 5+1” anlayışını benimsediğini belirten Erhürman, “Müzakere olsun diye müzakere, 5+1 olsun diye 5+1 istemiyoruz. Sonuç üretecek bir süreç istiyoruz.” dedi.

“Guterres’in ev ödevleri yalnızca kapılardan ibaret değil”

Nazar Erişkin’in, Guterres’in ziyaretinin ardından taraflara verilen “ev ödevlerinin” hayata geçirilmesinin mümkün olup olmadığını sorması üzerine Erhürman, Genel Sekreter’in yedi ayrı güven yaratıcı önlem başlığı ortaya koyduğunu söyledi.

Bunlar arasında yeni geçiş kapıları, ara bölgenin mayınlardan arındırılması, düzensiz göçle ortak mücadele, doğal afetlerde kriz yönetimi, gençlerin spor faaliyetleri, karma evliliklerden doğan çocukların AB vatandaşlığı sorunu ve sivil toplum mekanizmasının bulunduğunu belirten Erhürman, tartışmaların yalnızca kapılar başlığına sıkışmasının doğru olmadığını ifade etti.

“Mayınların temizlenmesini biz kabul ettik, Rum tarafı reddetti”

Programın en dikkat çeken açıklamalarından biri ise mayınlar konusunda geldi.

Erhürman, Antonio Guterres’in ara bölgeden başlanarak Kıbrıs’ın mayınlardan arındırılmasını önerdiğini, Türk tarafının bu öneriyi kabul ettiğini ancak Rum Lider Nikos Hristodulidis’in öneriyi reddettiğini açıkladı.

Mayınlardan arındırılmış bir Kıbrıs hedefinin yıllardır BM raporlarında yer aldığını hatırlatan Erhürman, buna rağmen önerinin güvenlik gerekçesiyle kabul görmediğini söyledi.

Geçiş kapılarında uzlaşı neden sağlanamadı?

Nazar Erişkin’in kapılar konusundaki sorularını da ayrıntılı yanıtlayan Erhürman, Haspolat, Akıncılar ve Kiracıköy-Eğlence bağlantısını içeren (iki ayrı geçiş noktası aracılığıyla) BM haritası üzerinden uzun süredir müzakere yürütüldüğünü anlattı.

Erhürman, sürecin kamuoyuna yansıdığından çok daha fazla öneri içerdiğini söyledi. Kiracıköy-Eğlence bağlantısı üzerinden yaşanan tartışmayı anlatan Erhürman, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın daha önce “Kuzeyden geçecek yolu biz yaparız” önerisini masaya koyduğunu, bunun Rum tarafınca kabul edilmediğini belirtti. Ardından Avrupa Birliği finansmanıyla güneyden alternatif bir güzergâh oluşturulmasını önerdiğini, Rum tarafının bunu da reddettiğini belirtti. Bilahare, yolun kuzeyden geçmesi durumunda güzergah üzerinde bulunan Rumların 1974 öncesine ait mülklerinin nasıl tazmin edileceğini sorgulayan Rum tarafına, Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla kamulaştırma bedellerinin karşılanabileceği belirtildi. Bu öneri de reddedildi. BM’nin öneri paketinde yer alan Akıncılar kapısının da metinden çıkarılmak istendiğini ifade eden Erhürman, Haspolat ve Akıncılar geçiş noktalarının hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların günlük yaşamını kolaylaştıracağını, Kiracıköy-Eğlence güzergahından ise esasen Kıbrıslı Rumların faydalanacağını ve bunun Kıbrıs Türk tarafı açısından bir sorun teşkil etmediğini söyledi. Erhürman, Genel Sekreter’in ortaya koyduğu güven artırıcı önlemlerin bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini de dile getirdi.

Çerçeve metin tartışması

Programda, Guterres sonrası süreçte taraflar arasında yeni bir “çerçeve metin” hazırlanıp hazırlanmadığı ve geçmiş müzakere yakınlaşmalarının aynı şekilde yorumlanıp yorumlanmadığı da gündeme geldi. Nazar Erişkin’in bu yöndeki sorularını yanıtlayan Erhürman, Kıbrıs Rum lideri Nikos Hristodulidis’in daha önce “kendi yakınlaşmalarını” içeren bir dosya sunduğunu, kendisinin ise “yakınlaşmaların seninki-benimki olmaz, ikimizin ortak müktesebatıdır” diyerek buna itiraz ettiğini anlattı. Crans-Montana’ya kadar oluşan tüm yakınlaşmaların zaten Birleşmiş Milletler kayıtlarında bulunduğunu söyleyen Erhürman, yeni bir metin yazılmasından ziyade mevcut müktesebatın esas alınması gerektiğini ifade etti. Güven yaratıcı önlemler ve üzerinde uzlaşılmış metodoloji tamamlanmadan, adı konulmamış yeni bir müzakere sürecine girilmesine sıcak bakmadığını vurgulayan Erhürman, “Önce güven yaratıcı önlemler ve metodoloji tamamlanmalı, yakınlaşmalar bundan sonra müzakere sürecinin içinde ele alınmalıdır.” dedi.

Mülkiyet krizinde güven sorunu büyüyor

Nazar Erişkin’in, son dönemde mülkiyet alanında karşılıklı söylem ve eylemlerin güven ortamını zedeleyip zedelemediğine ilişkin sorusuna Erhürman, mülkiyet tartışmalarında kamuoyunda sıkça birbirine karıştırılan “toprak” ve “mülkiyet” kavramlarının farklı hukuki başlıklar olduğuna dikkat çekerek, meselenin yalnızca siyasi değil aynı zamanda bireylerin mülkiyet hakkıyla ilgili olduğunu vurguladı. Son dönemde yaşanan gelişmelerin nicelikten çok nitelik bakımından önemli bir değişime işaret ettiğini belirten Erhürman, bugüne kadar bireysel mülkiyet ihtilafları üzerinden yürüyen sürecin, ilk kez kapsamlı biçimde siyasi tartışmanın merkezine taşındığını ifade etti. Mülkiyet sorununun Kıbrıs meselesinin bütünlüklü çözümünün ayrılmaz bir parçası olduğunu söyleyen Erhürman, nihai çözümün kapsamlı uzlaşmayla mümkün olacağını, ancak o güne kadar da 1974 öncesi mal sahiplerinin haklarını tanıyan Taşınmaz Mal Komisyonu mekanizmasının; tazminat, takas ve gerektiğinde iade seçenekleriyle işlemeye devam ettiğini vurguladı. Buna karşın, karşılıklı tutuklama ve cezai süreçlerin güven ortamını zedelediğini belirten Erhürman, bu tür adımları doğru bulmadığını ancak tek taraflı uygulamaların sürmesi halinde “konusal mütekabiliyet” çerçevesinde benzer hukuki süreçlerin gündeme gelebileceğini ifade etti.

Türkiye ile aynı yerde mi duruyor?

Yayının önemli başlıklarından biri de Ankara ile Cumhurbaşkanlığı’nın Kıbrıs sorununa bakışındaki farklılık iddiaları oldu.

Nazar Erişkin’in “Türkiye ile aynı yerde misiniz, yoksa taban tabana zıt mı düşünüyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Erhürman, Guterres’in ortaya koyduğu metodolojinin uzun süredir kendilerinin savunduğu sonuç odaklı yaklaşımı teyit ettiğini söyledi.

Ortak hedefin sonuç verecek bir süreç oluşturmak olduğunu belirten Erhürman, yeni dönemin yöntem üzerinden okunması gerektiğini ifade etti.

Fidan-Üstel görüşmesini değerlendirdi

Programda Başbakan Ünal Üstel’in Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşme de gündeme geldi. Nazar Erişkin’in, Türkiye Dışişleri Bakanlığı görüşmeye ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, KKTC Başbakanlığı’nın görüşmenin içeriğini ayrıntılı şekilde kamuoyuyla paylaşmasını hatırlatması üzerine Erhürman, doğrudan isim vermeden dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ile temasların günlük siyasi polemiklerin konusu yapılmaması gerektiğini vurgulayan Erhürman, Ankara ile yürütülen görüşmelerin Kıbrıs meselesi, bölgesel güvenlik ve stratejik gelişmeler çerçevesinde ele alınmasının önemine işaret etti. Özellikle Türkiye ile temasların iç politikaya yönelik mesaj üretme zemini olarak görülmesinin doğru olmadığını ima eden Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının Ankara ile kurduğu ilişkinin devlet ciddiyeti ve ortak stratejik hedefler doğrultusunda yürütülmesi gerektiği mesajını verdi.

“Bu kez farklı olmak zorunda”

Yayının sonunda Erhürman, Guterres’in ziyaretinin ardından başlayan yeni dönemin en önemli farkının yöntemde olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu defa farklı olmak zorunda. Aynı yöntemleri deneyip farklı sonuç bekleyemeyiz. Güven yaratıcı önlemler, doğru metodoloji ve sonuç odaklı hazırlık olmadan yeni bir 5+1 toplantısının anlamı olmaz.”

Güvenlik algısı değişiyor

Programın son bölümünde son dönemde yaşanan saldırılar, organize suç tartışmaları ve güvenlik kaygıları da ele alındı.

Erhürman, güvenlik meselesinin artık yalnızca dış tehditlerden ibaret olmadığını belirterek iç güvenliğin de önemli bir başlık haline geldiğini söyledi.

Bu çerçevede sağlıklı kamu politikaları üretilebilmesi için nüfus sayımının önemine işaret eden Erhürman, güvenlik planlamasının güncel veriler üzerinden yapılması gerektiğini ifade etti.