“Samimiyetle, sabırla, ciddiyetle, soğukkanlılıkla ve kararlılıkla çalışmaya, çözüm için uğraşmaya devam edeceğiz”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, dört aydır üzerinde çalışılan ve durmadan yeni öneriler geliştirdikleri dört geçiş noktasını bir tarafa bırakıp, ek yeni geçiş noktaları üzerinde konuşma teklifi getirmenin "pişmiş aşa su katarak işi olmaza sürüklemekten" başka bir şey olmadığını söyledi.
Erhürman, medya üzerinden tartışmaya girmek istemediğini ancak Güney Kıbrıs'tan art arda açıklamalar geldiğinden kendisine başka yol bırakmadığını belirtti. Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, polemiğe girmek yerine bilgi vereceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erhürman, samimiyetle, sabırla, ciddiyetle, soğukkanlılıkla ve kararlılıkla çalışmaya, çözüm için uğraşmaya devam edeceklerini de vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erhürman'ın mesajı aynen şöyle:
“Göreve geldiğimde önümde dört yeni geçiş noktasının işaretlendiği bir harita buldum. Harita, ben göreve gelmeden önce, New York'ta üzerinde tartışılan konuyla ilgiliydi. Bu dört geçiş noktası, Akıncılar (Luricina), Haspolat, Kiracıköy ve Eylence'yi içeriyordu. Bu geçiş noktalarından Haspolat ve Akıncılar'ın hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların yararına olacağı açık. Özellikle Metehan geçiş noktasında yaşanan sıkıntılar dikkate alındığında, Haspolat'ta Lefkoşa için ikinci bir geçiş noktası açılması hem Kıbrıslı Rumlar hem de Kıbrıslı Türkler için bir rahatlama getirecek. Bu geçiş noktasının yalnızca Kıbrıslı Türklere yarayacağını düşünmenin (hele de ekonominin güneye doğru kaydığı şartlarda) hiçbir anlaşılır gerekçesi yok. Kiracıköy-Eylence yolu ise doğal olarak Larnaka-Lefkoşa arasında seyahat etmek isteyen Kıbrıslı Rumlar açısından bir ihtiyaç, ama bu bizim açımızdan bir ret sebebi asla değil. Kıbrıslı Rumların günlük hayatlarının kolaylaşmasından rahatsız olmaz, bilakis mutlu oluruz. Bu nedenle de bu geçişin sağlanabilmesi için çeşitli dönemlerde ileri sürülen çeşitli mazeretlere veya gerekçelere çözüm üretmeye çalıştık. Kuzeyde, Eylence'ye kadar Kıbrıs Türk tarafında (maliyeti Türk tarafınca karşılanmak üzere) yeni bir yol yapılması önerisi yapıldı. Sn. Hristodulidis tarafından, Kıbrıslı Rumların kuzeyde uzun bir süre seyahat etmeyi tercih etmeyecekleri, kendilerini güvende hissetmeyecekleri gerekçesiyle reddedildi. İkinci öneri olarak ara bölgenin daralan kısmından güneye geçilmesini ve geçiş noktasından Eylence'ye kadar uzanan bir yolun AB tarafından finanse edilmesini önerdik. AB yetkilileriyle de konuştuk ve bunu Kıbrıslı Rum Liderliği ile birlikte önerebileceğimizi söyledik. Onlar da bunu yapabileceklerini söylediler. Ama Sayın Hristodulidis bunu da kabul etmedi. Daha sonra Kıbrıs Rum Liderliği'nce, kuzeyde yaparız dediğimiz yol üzerinde çok sayıda eski Rum malı bulunduğu, burada bir kamulaştırma sorunu yaşanacağı ileri sürüldü. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce etkili iç hukuk yolu olarak kabul edilen Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla tazminatları ödeyebileceğimizi söyledik. Bu da kabul edilmedi.
Dolayısıyla ileri sürülen iddiaların aksine, daha çok Kıbrıslı Rumlar tarafından kullanılacağı açık olan yol için çok sayıda ek öneri getirdik. Her defasında ileri sürülen mazeretler tüketilse de Sn. Hristodulidis bu yolun ancak ara bölgeden geçmesi halinde kabul edebileceğine dair birinci pozisyona geri döndü. Ara bölgenin çok sayıda aracın geçişi, trafik kontrolü, kaza ihtimallerinde müdahale güçlüğü gibi sıkıntılı yanları bir yana, yolun ara bölgeden geçmesiyle güneyden ya da kuzeyden yeni bir yol yapılması halinde oluşacak mesafe farkı dikkate alınmayacak kadar az bu arada. Bizden önce New York'ta ele alınan ve biz geldikten sonra da dört aydır üzerinde çalışılan, birkaç yüz metrelik meselenin çözümü için durmadan yeni öneriler geliştirdiğimiz dört geçiş noktası ortada dururken, şimdi bunu bir tarafa bırakıp, anlattığımız sebeplerle çözülmemiş bu geçiş noktalarına ek yeni geçiş noktaları üzerinde konuşma teklifi getirmek, 'pişmiş aşa su katarak' işi 'olmaz'a sürüklenmekten başka bir şeymiş gibi görünmüyor. Hele bunun yanına usanmadan bıkmadan her gün üst üste yapılan açıklamalar ve yapılan haberler de eklenince, böyle bir çaba içinde olunduğu algısı daha da güçleniyor. Bugüne kadar bu konuda bu kadar ayrıntılı bir açıklama yapmama sebebim, hep söylediğim gibi konuyu medya üzerinden tartışmama konusundaki hassasiyetimdi. Ama bir kez daha başka bir yol bırakılmadı. Biz, samimiyetle, sabırla, ciddiyetle, soğukkanlılıkla ve kararlılıkla çalışmaya, bu anlattıklarımızı uluslararası toplumdaki tüm muhataplarımızla paylaşmaya ve kararlılıkla çözüm için uğraşmaya devam edeceğiz. Ve her zaman söylediğimiz gibi, ne medya üzerinden manipülasyona ne de suçlama oyununa girişeceğiz. Çünkü buna ihtiyacımız yok. Yalnızca, bu şekilde mecbur bırakıldıkça, bilgilendirme düzeyinde kalmaya özen göstererek açıklama yapmaktan çekinmeyeceğiz.”