İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Dünya Raporu'nda demokrasinin global ölçekte son 40 yılın en düşük seviyesine gerilediği belirtildi. Türkiye, ABD ve Almanya'da insan haklarına ilişkin endişelere işaret edildi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Dünya Raporu'nda demokrasinin global ölçekte son 40 yılın en düşük seviyesine gerilediği belirtildi. Türkiye, ABD ve Almanya'da insan haklarına ilişkin endişelere işaret edildi.
İnsan Hakları İzleme örgütünün raporunun Türkiye bölümünde "Kolluk kuvvetleri mensuplarının nadiren hesap vermesi nedeniyle yaygın cezasızlık kültürünün devam ettiği" belirtildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), "Dünya Raporu 2026" adlı raporunu yayımladı. HRW İcra Direktörü Philippe Bolopion'un "İnsan hakları Trumpçı bir dünyada varlığını sürdürebilecek mi?" başlığıyla kaleme aldığı yazıyla yayımlanan raporda, 100'den fazla ülkede insan haklarının durumu mercek altına alındı.
Raporun Türkiye bölümünde İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlayan protesto dalgasında çoğu öğrenci çok sayıda eylemcinin protesto hakkını kullandığı için gözaltına alındığı hatırlatıldı. Özellikle gençlerin, gözaltına alınırken ve gözaltındayken kötü muameleyle karşı karşıya kaldıklarını bildirdiklerine dikkat çekildi. Raporda, "Kolluk kuvvetleri mensuplarının nadiren hesap vermesi nedeniyle yaygın bir cezasızlık kültürünün devam ettiği" belirtildi.
"Özgür ve adil seçim hakkı zedeleniyor"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve diğer bazı partililere yönelik davalar ile belediye başkanlarının gözlatına alınması "Yetkililerin ana muhalefet partisinin siyaset alanından dışlanmasına yönelik koordineli bir çaba yürüttüğü yönündeki kaygıları güçlendiriyor" sözleriyle değerlendirildi. Raporda, bu durumun siyasal örgütlenme özgürlüğü ile özgür ve adil seçim haklarını ciddi biçimde zedelediğine dikkat çekildi.
Raporun Türkiye bölümünde ifade özgürlüğüne ilişkin zayıf tabloya, tutuklu gazeteci ve medya çalışanlarına da işaret edildi. Medyanın önemli ölüçüde iktidarın kontrolünde olduğu hatırlatılarak RTÜK'ün muhalif kanallara "keyfi cezalar verdiği" kaydedildi.Raporda PKK'nın silah bırakması ve yeni çözüm sürecine de değinildi. Sürece rağmen meşru, şiddet içermeyen siyasi faaliyetler ve konuşmalar nedeniyle terör suçlamalarıyla yargılanan ya da bu suçlardan hüküm giymiş ve cezaevinde bulunan Kürt aktivistler ve siyasetçiler bulunduğu hatırlatılarak bunların arasında HDP'nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da yer aldığına dikkat çekildi.
2025 yılında avukatların da, özellikle siyasi saiklerle yürütülen davalarda müvekkillerini temsil ettiklerinde ya da insan haklarının korunmasını savunan açıklamalar yaptıklarında artan düzeyde yargısal tacizle karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi.
Zorla "gönüllü" geri gönderilen mülteciler
Dünyadaki en büyük mülteci nüfuslarından birine ev sahipliği yapan Türkiye'de yetkililerin bu nüfusu azaltma çabalarına da işaret edildi. Sığınmacıların koruma taleplerinin giderek daha fazla göz ardı edildiği ve sığınmacıların "keyfi biçimde 'düzensiz göçmen' ya da 'güvenlik tehdidi' olarak etiketlenerek 'gönüllü' geri dönüş formlarını imzalamaya zorlandığı savunuldu. Raporda "Hukuka aykırı sınır dışı kararları vermek suretiyle mülteci nüfusunun azaltılmaya çalışıldığı" belirtildi.
Raporda hükümetin 2025'i "aile yılı" ilan ederek bu adımı, kadınlar ile lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin haklarını zayıflatan önlemleri gerekçelendirmek için kullandığı belirtildi.
Raporun iklim değişikliği politikaları başlıklı bölümünde ise Türkiye'nin geçen Eylül ayında, revize edilmiş ancak iddiasız sera gazı emisyonu azaltım hedefleri ile fosil yakıtlardan çıkış konusunda bir taahhütte bulunmaktan kaçındığına işaret edildi.
ABD: Trump liderliğinde otoriterliğe kayıyor
New York merkezli örgüt, 2026 raporunda küresel ölçekte demokrasinin son kırk yılın en düşük seviyesine gerilediğine ve Başkan Donald Trump'ın "ABD'yi otoriter bir devlete dönüştürdüğüne" de dikkat çekti.
Raporda Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünün, Rusya ve Çin'in baskısı altında hâlihazırda zayıflamış olan insan hakları alanındaki "aşağı yönlü sarmalı hızlandırdığı" belirtildi.
HRW İcra Direktörü Philippe Bolopion "Kurallara dayalı uluslararası düzenin tahrip edildiğine" işaret ederken raporda Trump'ın ABD'de "insan haklarına açık bir saygısızlık ve vahim ihlaller sergilediğine" dikkat çekildi.HRW raporunda "Trump yönetiminin ırksal ve etnik grupları günah keçisi ilan ettiğine" dikkat çekilerek, "İktidarı ele geçirme amacı taşıyan, gerekçelendirilmiş hamlelerle Ulusal Muhafız güçlerini ülke içinde konuşlandırması, siyasi rakip olarak algılanan kişilere ve kendisini eleştiren yetkililere yönelik tekrarlanan misilleme eylemleriyle yürütmenin zorlayıcı yetkilerini genişletme ve demokratik denge ve denetim mekanizmalarını işlevsizleştirme girişimleri, ABD'de otoriterliğe doğru belirgin bir kaymanın temelini oluşturuyor" ifadeleri kullanıldı.
Demokrasinin, Sovyetler Birliği'nin hâlâ var olduğu 1985 seviyesine gerilediğini gösteren ölçütlere işaret edilen raporda "Rusya ve Çin bugün 20 yıl öncesine göre daha az özgür. Aynı şekilde ABD de" denildi.
Almanya: İsrail'e koşulsuz destek ahlaki kredi kaybettirdi
Raporda Almanya'da insan haklarının durumuna ilişkin de aşağı yönlü bir tabloya işaret edildi. Örgütün değerlendirmesine göre, Almanya'da göçmenlerin ve onların çocuklarının yaşam koşulları kötüleşti. HRW'nin ırkçılık araştırmacısı Almaz Teffera, bunun nedeninin aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin siyasi söyleminin demokratik partiler tarafından giderek daha fazla benimsenmesi olduğuna işaret etti.
Teffera, geçen yıl Başbakan Friedrich Merz'in başlattığı "şehir görüntüsü" tartışmasına da atıfta bulunarak göçmen kökenlileri önce topyekûn bir sorun olarak tanımlamanın, ardından "elbette çalışkan bir şekilde emek veren iyi göçmenlerin kastedilmediğini söylemenin" sorunlu olduğunu belirtti.HRW Almanya Direktörü Philipp Frisch ise, dış politikada hem sosyal demokrat Olaf Scholz liderliğindeki bir önceki koalisyon hükümetinin hem de muhafazakâr Merz liderliğindeki mevcut yönetimin uluslararası alanda "ahlaki kredi kaybettiğini" ve bunun sonucunda etkisini de yitirdiğini söyledi. Frisch'e göre bunun başlıca nedeni, Gazze Şeridi'nde Filistinli sivillere yönelik sistematik saldırılar karşısında Alman hükümetinin İsrail hükümetine verdiği "neredeyse koşulsuz destek". Frisch, pek çok ülkede artık Almanya'nın insan hakları konusunda çifte standart uyguladığı yönünde eleştirilerin dile getirildiğine dikkat çekti.
Raporda Alman makamlarının, "özellikle Filistin'le dayanışma gösterilerini hedef alarak ifade özgürlüğünü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü zayıflattığı" kaydedildi.
Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders) örgütünün 2024 yılında Almanya'da gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik toplam 89 saldırı vakası belgelediği, bu sayının 2023'e kıyasla iki katından fazla olduğuna da dikkat çekildi.