Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Kurultayı için tarih vermezken "Tertemiz bir kurultay yapacağız. Partililerimiz partimizin güvenli limanını inşa edecek" dedi
İstinaf Mahkemesi'nin verdiği 'mutlak butlan' kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na atanan Kemal Kılıçdaroğlu kararın ardından ilk kez halka hitap etti. Özgür Özel yönetimini çok sert ifadelerle hedef alan Kılıçdaroğlu, "Yaşadığımız mesele kimin genel başkan olacağı meselesi değildir. Bu mesele Türkiye'de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonlarla mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden şekilleneceği meselesidir" dedi.
"Arınma" söylemini tekrarlayan Kılıçdaroğlu, "Ama bu arınma, tasfiye değil; yeniden bir doğuştur" sözlerini kaydetti. "Atalarımızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarında meze etmeye çalıştı. Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü?" diyen Kılıçdaroğlu "Hesap soracağım" vurgusu yaptı.
Kurultaya gidilmeden önce bir tasfiye süreci yaşanacağının sinyallerini veren Kılıçdaroğlu, "Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partililerimiz partimizin güvenli limanını inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. O sandıktan kim çıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır; başımızın tacı olacaktır" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu "Arkamızdan sinsice sızan ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım uman o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum" ifadelerini kullandı.
CHP Genel Merkezi önünde toplananlara seslenen Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Sevgili kardeşlerim, televizyonları başında bizi dinleyen yurttaşlarım, mücadelesi dağlar kadar büyük, yürekleri denizler kadar berrak yol arkadaşlarım, CHP'nin vefakar kahramanları, kadın kolları, gneçlik kolları, onurlu parti örgütümüz ve bu aziz vatanın asıl sahibi aziz sahipleri size sesleniyorum: Adalet meydanına, baba ocağına hoş geldiniz, şeref verdiniz!
Size bakarken sadece bir Genel Merkez görmüyorum, Adalet Yürüyüşü'nde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alınterini görüyorum. Hak, hukuk, adalet mücadelesinde vatanperver CHP'lileri görüyorum; ben sizlere bakarken yoksulun, emekçinin, yetimin hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum. Sizlerle omuz omuza helalleşerek, kucaklaşarak beraber mücadele edeceğiz. Burası hepimizin, halkın yuvasıdır.
"Devlet aklının geleceğini konuşacağız"
Bugün burada CHP'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyoruz.
"Yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Yalnızca kimin genel başkan olacağı meselesi değildir. Bu mesele Türkiye'de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonlar mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden şekilleneceği meselesidir. Ben bugün çok açık konuşacağım."
"Arınma, tasfiye değil; yeniden bir doğuştur"
Ama öfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimiz budur, biz CHP'liyiz. Bizim kitabımızda intikam, iftira, kin yoktur; mertçe helalleşme, hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişisel değil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır, arınma! Ama bu arınma, tasfiye değil; yeniden bir doğuştur.
"O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır"
Biliyorsunuz, 38. Kurultay'da bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün başımızın üstüne dedik. CHP'de demokrasi esastır, dedik. Maalesef gördük ki durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir: Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vadetmesi de imkansız hale gelir.
"Hesap soracağım!"
Biz bu partiyi, mahkeme salonlarında irademiz çiğnensin diye mi büyüttük? Atalarımızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarında meze etmeye çalıştı. Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Bana soruyorlar, ne yapacaksın? Bana soruyorlar, şimdi ne yapacaksın, ben hesap soracağım hesap! Herkes bunu böyle bilsin!
"Tertemiz bir kurultay yapacağız"
Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partililerimiz partimizin güvenli limanını inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. O sandıktan kim çıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır; başımızın tacı olacaktır.
"Koltuk sevdasına geçit vermeyiz"
Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatım boyunca, hem bürokratik hem siyasi yaşamımda, sadece vatana millete hizmet etmiş bir bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından milletvekilliğine, genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi, haram lokma yemedim, yedirmedim. Bundan sonra da açıkça söylüyorum, yedirmeyeceğim! Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim!"
Benim hayatım ortada; bir ömür boyunca vicdandan, ahlaktan zerre kadar ayrılmadım. Tüm dünya beni dinlesin: FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle, hiçbir yurt dışı yapıyla en ufak bağlantısı, yapıyla ilişkisi olmamış bir adam duruyor karşınızda! Sizi utandıracak hiçbir işin içinde olmamış bir kardeşiniz olarak söylüyorum: Benim tek bağım aziz milletimledir; tek odağım bu vatan ve Türkiye'dir. Unutmayın, bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmıştır.
Ben 78 yaşındayım. Koca bir ömür... Bugün 78 yaşında ama bir derdi olan, ama derdi anlatmaktan asla vazgeçmeyen bir kişi olarak karşınızdayım. Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın, çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş asırlık çınarları kuruluş kodlarına yeniden oturtmanın yürüyüşüdür. Birilerinin siparişiyle, fermanıyla atılan sloganları duydum. 78 yaşında, ömrünü bu vatana adamış bu adama 'hain' diye bağıranları duydum.
Onlara o sloganları attıran kirli zihniyete sesleniyorum: Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi kıldan ince, kılıçtan keskindir. Tarih bilmeyenler dinlesin: Büyük önderimiz, ebedi genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Milli Kurtuluş Mücadelesi'ni başlatmak için hakkında idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı. Yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, Saray'ın karşısında el pençe divan duranların, FETÖ artıklarıyla durup milletimizi kışkırtanların bize hain damgası vurma çabaları nafiledir. Bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez, bu çaba sadece ve sadece kendi korkularının tecellisidir.
"FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için özür diliyorum"
Şimdi müssade edin, ömrünün en zor yürüyüşünü yapan bu kardeşiniz, bu yaşlı adam sizinle tam bu noktada açıkça helalleşsin. Bu aziz millete, bu cefakar millete bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adalet ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım uman o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum. Sizin o nasırlı ellerinizle helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri kendi kurdukları haram sofralara meze yapanların hortumlarını zamanında kesmediğim için sizlerden özür diliyorum. CHP'nin onurlu delegelerin pavyon masalarında pazarlık konusu yapanları Mustafa Kemal'in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum. Halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip rüşvete talana başvuran belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım için sizlerden, tarih önünde hak deryasından özür diliyorum.
Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlemek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin.
"Baba ocağında rüşvet olur mu?"
2 yıldır çıkıp kürsülerden ne dediler? 2 yıl boyunca bu yönetim her sıkıştığında neyin arkasına sığındı? Baba ocağı dediler. Şimdi o 2 yıllık büyük yalanlarla yüzleşmek için size soruyorum: O baba ocağında rüşvet olur mu? Uşak Belediyesi'nde yetimin hakkını peşkeş çekmek baba ocağının kitabında yazar mı? Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram para olur mu; kutularda rüşvet verilir mi; FETÖ'cü hesaplarla kumpaslar kurulur mu; baba ocağı helaldir, temizdir; baba ocağımız vatandır. Baba ocağının sofrasında asla ve asla haram lokma olmaz. Baba ocağında oturanlar, Gazi Meclis'in çatısı altında rüşvet poşeti iddiaları karşısında sessiz kalamaz. Bu lekeyi Gazi Meclisimize ve CHP'mize düşürenlerle nasıl yol yürüyeceğiz; biz değil, siz karar vereceksiniz.
"Kapatma olursa yedek parti hazır" diyenler..."
"Kapatma olursa yedek parti hazır" diyenler şunu iyi bilsin: CHP devlete istikamet çizen bir partidir; CHP ahlakın, erdemin ve ülkesine hizmet etmeyi şiar edinenlerin, demokrasiyi savunanların partisidir. Hiçbir CHP'li çift ajandalı değildir. Bu parti mandacılara karşı ya istiklal ya ölüm diyenlerin partisidir. Dostlarım, kardeşlerim, evlatlarım; arınacağız! Önce CHP sonra Türkiye arınacak. Biz kendi evimizi hukukla, ahlakla temizlerken bir an bile asıl görevimiz olan bu milletin dertlerini unutmayacağız."
İki buçuk yıl sonra Genel Merkez'de
Kılıçdaroğlu iki buçuk yıl aradan sonra CHP Genel Merkezi'ne geldi. Kılıçdaroğlu 14:00'te yapacağı konuşma öncesinde 12. katta bulunan makam odasına çıktı.
"Şimdi Arınma Zamanı" posteri
Kılıçdaroğlu'nun geçtiğimiz hafta polis müdahalesi ile boşaltılan Genel Merkez binasına gelişi öncesinde binaya "Şimdi Arınma Zamanı" yazılı poster ile Türk bayrağı ve Atatürk fotoğrafı asıldı. Parti otobüsüne ise "Türkiye için tertemiz bir başlangıç" sloganı giydirildi. Sabahın erken saatlerinden itibaren Genel Merkez önünde toplanan partililer sık sık "Halkın Umudu Kılıçdaroğlu" sloganları atarken "Sosyal medyada Genel Merkez önünün boş olduğu yönünde bir algı oluşturuluyor, lütfen alana geçelim" şeklinde anonslar yapıldı.