Haberler

Özdanefe: Cezaevi müdürü mahkeme kararının sonucunu değiştiremez

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fazilet Özdenefe, UBP-YDP-DP Hükümeti tarafından Cezaevi Tüzüğü ile Şartlı Tahliye Tüzüğü’nde yapılan son değişikliklerin kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi sorunlar yarattığını belirtti.

Özdenefe, mahkemelerin verdiği cezaların sonuçlarının idari makamlar tarafından değil, yine mahkemeler tarafından değiştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, cezaevi kapasitesinin zorlanmasının cezaların idari kararlarla kısaltılmasına gerekçe olamayacağını ifade etti.

Cezaevi Tüzüğü’nde yapılan değişiklikle, iki yıl veya daha fazla hapis cezası alan hükümlülerin durumunun cezaevi müdürü tarafından değerlendirileceğini belirten Özdenefe, müdürün uygun görmesi halinde cezanın üçte birini bağışlayabileceğini kaydetti.

“Yürütmenin atadığı bir yöneticiye yargısal sonuç doğuran yetki veriliyor”

Söz konusu yetkinin mahkeme tarafından verilen cezanın süresini fiilen kısalttığını belirten Özdenefe, cezaevi müdürünün hükümet tarafından atanan ve yürütme organının hiyerarşisi içerisinde görev yapan bir yönetici olduğuna dikkat çekti.

Özdenefe, Anayasa’nın yargı yetkisinin bağımsız mahkemeler tarafından kullanılmasını öngördüğünü, yasama ve yürütme organları ile devlet yönetimi makamlarının mahkeme kararlarını değiştiremeyeceğini açıkça düzenlediğini ifade etti.

Cezaevi müdürüne verilen yetkinin hükümlünün “iyi hali” ve “çalışkanlığı” gibi subjektif ve öngörülebilir olmayan kriterlere bağlandığını savunan Özdenefe, tek bir yöneticinin bu kriterleri yorumlayarak cezanın bağışlanmasına karar vermesinin hukuki güvenlik açısından sakıncalı olduğunu kaydetti.

“Şartlı tahliye kararını da mahkemeler vermeli”

Şartlı Tahliye Tüzüğü kapsamında şartlı tahliye kararlarının Şartlı Tahliye Kurulu tarafından verildiğini hatırlatan Özdenefe, mahkeme hükümlerinin sonuçlarını etkileyen bu tür kararların idari makamlar veya kurullar yerine mahkemeler tarafından verilmesinin esas olması gerektiğini belirtti.

Özdenefe, gerekli yasal kriterlerin oluşması halinde dosyanın yeniden mahkemenin önüne getirilmesi ve kararın bağımsız mahkeme tarafından verilmesi gerektiğini ifade etti.

Benzer yetkilerin geçmişte de bulunmasının uygulamanın doğru olduğu anlamına gelmediğini belirten Özdenefe, ceza infaz rejiminin art arda yapılan tüzük değişiklikleriyle yeniden şekillendirilmesinin öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“Kapasite sorunu cezaların kısaltılmasıyla çözülemez”

Yeni Merkezi Cezaevi’ne geçilmesine rağmen hükümlü ve tutuklu sayısının zaman zaman kapasiteyi aştığına ilişkin verilerin kamuoyuna yansıdığını belirten Özdenefe, kapasite sorununun mahkemeler tarafından verilen cezaların idari kararlarla kısaltılmasının gerekçesi olamayacağını vurguladı.

Özdenefe, çözümün suçun altında yatan nedenlerin tespit edilmesi, önleyici politikaların uygulanması ve hükümlülerin gerçek anlamda rehabilite edilerek topluma yeniden kazandırılmasından geçtiğini ifade etti.

Düzenlemelerin kişiye özel uygulamalara imkân sağlayabileceği yönünde kamuoyunda oluşan endişelere de değinen Özdenefe, böyle bir endişenin ortaya çıkmasının dahi hukuk devletine ve adalet sistemine duyulan güveni zedelediğini belirtti.

Özdenefe, hükümete değişiklikleri geri çekme çağrısı yaparak, CTP’nin hükümete gelmesi halinde siyasi atamayla göreve gelen idari makam ve kurulların mahkeme hükümlerinin sonuçlarını değiştiren karar verici konumdan çıkarılacağını söyledi.

Özdenefe, “Ceza infaz sistemini Anayasa’nın öngördüğü hukuk devleti, objektiflik, belirlilik, yasallık ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alacağız. Mahkeme hükümlerinin sonuçlarını değiştiren kararların yine mahkemeler tarafından verilmesini sağlayacağız” dedi.