Haberler

YKP ve POGO’dan ortak barış mesajı

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) ile POGO Kadın Hareketi Baf Örgütü, 1974 olaylarının yıl dönümünde Androlikou’da (Gündoğdu) Hasan ve Hambou’nun mezarı başında iki toplumlu anma etkinliği düzenledi. Etkinlikte savaşın yıkıcılığına, milliyetçiliğe ve şovenizme karşı barış, birlikte yaşam ve ortak insanlık değerleri vurgulandı.Hasan ve Hambou’nun mezarı başında barış çağrısıYeni Kıbrıs Partisi (YKP) ile POGO Kadın Hareketi Baf Örgütü’nün organizasyonuyla Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum aktivistler, Androlikou’da (Gündoğdu) Hasan ve Hambou’nun mezarı başında sembolik bir anma etkinliği gerçekleştirdi.İki toplumlu buluşma, 17 Temmuz akşamı AKEL Baf toplantı salonunda düzenlenen sohbet etkinliğiyle başladı. YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı ile POGO Kadın Hareketi Baf Örgütü temsilcisi Maria Nicolaou’nun konuşmalar yaptığı etkinlikte, barışı simgeleyen güvercin heykelciği YKP temsilcilerine hediye edildi. Heykelin üzerinde Türkçe ve Rumca "Kıbrıs’ta barış engellenemez" mesajı yer aldı.Toplantıda 15 ve 20 Temmuz 1974 süreci, savaşların yarattığı yıkım ve günümüzde özellikle Filistin’de yaşanan insani kriz ele alınırken, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Program, Hloraka’daki iki toplumlu akşam yemeğiyle devam etti."Ölenleri Türk ya da Rum olarak değil, insan olarak anmalıyız"Etkinliğin ikinci gününde Hasan ve Hambou’nun mezarlarına çiçek bırakıldı, ardından Aşağı Arodes köyünde sosyal buluşma gerçekleştirildi. Mezarlıkta Murat Kanatlı ve Maria Nicolaou kısa konuşmalar yaparken, yönetmen Panikos Chrysanthou da Hasan ve Hambou’nun yaşam öyküsünü katılımcılarla paylaştı.Konuşmasında 1974 savaşının yol açtığı acılara değinen YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, hayatını kaybedenlerin etnik kimlikleriyle değil, insan olarak hatırlanması gerektiğini söyledi. Kanatlı, savaşta sivillerin yaşamını yitirdiğini, kadınların cinsel şiddete maruz kaldığını ve kayıp yakınlarının yıllardır sevdiklerini beklediğini belirtti.“Hasan sevgiyi seçti”Kanatlı, Hasan ve Hambou’nun hikâyesinin savaş ve milliyetçiliğin karşısında insanlığın ve birlikte yaşamın simgesi olduğunu ifade etti.Hasan’ın, 1975 yılında köyü terk etmesi yönündeki baskılara rağmen Androlikou’da kalmayı tercih ettiğini anlatan Kanatlı, bunun savaşın ve güvenlik kaygılarının hâkim olduğu bir dönemde sevgi ve birlikte yaşama iradesini temsil ettiğini söyledi.Hambou’nun ise 1950’lerde Hasan’la birlikte yaşayabilmek için din değiştirdiğini, ölümünün ardından Hasan’ın onun Ortodoks Hristiyan geleneklerine göre defnedilmesini sağladığını aktaran Kanatlı, kendi vasiyetinde de Hambou’nun yanına gömülmeyi istediğini ve iki mezar arasındaki duvarın kaldırılarak aralarına Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı konulmasını vasiyet ettiğini ifade etti.Kanatlı, Hasan ve Hambou’nun hikâyesinin, savaş ve milliyetçiliğin ötesinde Kıbrıs'ta birlikte yaşamanın mümkün olduğunu gösteren güçlü bir sembol olduğunu belirterek, bu tür insani öykülerin hatırlanmasının bugün her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi.