BES Başkanı Mustafa Yalınkaya, "Ya bu kirli durumu düzeltiriz ya da buradan ayrılmak zorunda kalırız. Başka bir çözüm yolu yok, zaman da çok sınırlı" diyerek tepkisini dile getirdi. Belediye Emekçileri Sendikası (BES) Başkanı Yalınkaya, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama ile son gelişmelere itiraz etti.
Özellikle toplumun "fedakâr ve bedel ödeyen bireyleri" adına konuştuğunu vurgulayan Yalınkaya, yıllar boyunca emek mücadelesinde bulunduğunu belirterek mevcut yapıyı "çeteleşmiş" olarak tanımladı. Açıklamasında, sayısız şaibeli ihale, rüşvet ve yolsuzluk iddialarına dikkat çekerek, kamu kaynaklarının yandaşlara aktarıldığına yönelik eleştiriler yaptı. Bu durumun kamu kurumlarına zarar verdiğini ifade etti.
Kırsal alanlardaki arazilerin, orman alanlarının ve üretici kesimlerin emekleri üzerinden kazanç sağlandığını dile getiren Yalınkaya, eğitim kurumlarının zarar gördüğünü ve kamu bütçesinin kötü yönetildiğini savundu. Stratejik öneme sahip kuruluşların zarar gördüğünü ekleyerek, çalışanların gittikçe yoksullaştığını iddia etti.
Ayrıca meclis süreci ve alınan kararları da eleştiren Yalınkaya, emekçilerin ve onların temsilcilerinin göz ardı edildiğini ileri sürdü. Gelinen noktada mevcut yönetime karşı daha fazla sabrının kalmadığını belirten Yalınkaya, şu ifadeleri kullandı:
“Hiç kimse kusura bakmasın, ancak birkaç günlük ya da haftalık maaş kaygısıyla geleceğimizi, psikolojik durumumuzu ve bu topraklardaki onur ve haysiyetimizi hiçe sayacak isek, bu sendikacılığı istemiyorum. Ya bu temizlememiz gereken sorunları çözeceğiz ya da bu topraklardan gideceğiz. Başka bir çıkış yolu kalmadı, zamanımız da kalmadı.”
Mustafa Yalınkaya'nın açıklaması devamında şunları ifade etti: “Evet, bu yazdıklarım toplumun cefakar, sadık ve pek çok bedel ödemiş bireyleri için. Ama ben yıllarca çalışan bir emekçi, bir köylü çocuğu olarak, son 15 yılını sendikamız çatısı altında emek, ekmek ve gelecek mücadelesinde geçiren biri olarak, son yıllarda başımıza musallat olan bu yapı yüzünden, yüzlerce şaibeli ihale ve rüşvet iddialarıyla karşı karşıyayız. Atanan birçok bürokratın yasalar karşısında soruşturma geçirmesi, yandaşların istihdamına yönelik kayırmalar, kamu arazilerinin ve kaynaklarının bu çeteleşmiş yapı tarafından özensiz bir şekilde kullanılmasına şahit olduk. Eğitim kurumlarımıza verdikleri zararlardan, kırsal kesim arsaları adı altında gençlerimizin umutlarıyla oynadıklarına dair kanıtlara kadar birçok olumsuz durumla karşı karşıyayız. İşçi sınıfındaki emekçileri gerek seçim sürecinin getirdiği harcamalar, gerekse istihdam ile aldatmaya çalışıyorlar. Bu yapılanların, yasaların ve gerektiğinde demokrasi haline gelmesi gereken olmaktan çıkarak ülkemiz için felakete dönüştüğünün bilincindeyiz.”
“Şimdi, kimse kusura bakmasın ama birkaç günlük veya birkaç haftalık maaş düşüncesiyle geleceğimizi, psikolojimizi, onurumuzu ayaklar altına alacaksak, batsın bu sendikacılık. Ben mücadelemin bu şekilde sürmesini istemiyorum; ya bu sorunları çözeceğiz ya da bu diyardan gideceğiz. Bunun başka bir yolu yok ve zaman da daralmaktadır.”