Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda Rum yanlısı tutumunu sürdürerek Kıbrıs Türk halkının egemenliğini ve güvenliğini hedef aldığını savundu. Gülbahar, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a çağrıda bulunarak, KKTC’nin egemen varlığına çok daha net biçimde sahip çıkılmasını ve AB ile Rum tarafının “hayal kurmasının engellenmesini” istedi.
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda Rum yanlısı tutumunu sürdürerek Kıbrıs Türk halkının egemenliğini ve güvenliğini hedef aldığını savundu. Gülbahar, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a çağrıda bulunarak, KKTC’nin egemen varlığına çok daha net biçimde sahip çıkılmasını ve AB ile Rum tarafının “hayal kurmasının engellenmesini” istedi.
Konuyla ilgili olarak Gülbahar, “Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusundaki Rum yanlısı tutumunu terk edip Türk tarafının ortaya koyduğu önerilere kulak vereceği yerde, Rum tarafı ile birlikte Kıbrıs Türk halkının egemenliğine ve güvenliğine saldırmakta olduğuna” ifadelerini kullandı.
Gülbahar, bu noktadan hareketle, Cumhurbaşkanı Erhürman’ı artık çok daha net bir şekilde Cumhurbaşkanı olduğu KKTC’nin egemen varlığına sahip çıkmaya, bunu AB’ye göstererek Rum yetkililerle birlikte hayal kurmalarını engellemeye davet etti.
Aziz Gülbahar açıklamasında şunları kaydetti:
“Avrupa Birliği ile onun defolu, hak yiyici üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Türkü’nü azınlık durumuna düşürebileceklerini, Türkiye’yi Kıbrıs’tan çıkararak emellerine ulaşabileceklerini hayal etmeye devam ediyorlar.
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne yaptığı ziyaret sırasında Yeşil Hat’ta ‘duygulandığını’ söyleyerek 2026 yılı için ‘Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi’ yönünde beklenti dile getirmesi tam bir saçmalıktır.
O Yeşil Hat, Kıbrıs Rumlarının Yunanistan’a bağlanmak amacıyla EOKA terör örgütünü kurarak Kıbrıs Türkü’nü öldürmeye başlaması nedeniyle çizilmiştir.
Kıbrıs’ta bugüne kadar bir anlaşma olmamışsa, iki devlet ve iki halk tek bir antlaşma altında birleşememişse bunun suçlusu Rum tarafıdır.
2017 yılında Crans-Montana’da federal çözüm görüşmeleri bir kez daha tamamen çökerken, baş sorumlulardan biri de Ursula Hanım’la birlikte sınırı gezen Hristodulidis idi.
Neyse; belli ki ne Avrupa Birliği’nin ne de Rum liderliğinin akıl ve mantık yoluna gelmeye, ada gerçeklerini görmeye ve içlerine sindirmeye niyetleri vardır.
Bizim bu noktada Cumhurbaşkanımız Sayın Tufan Erhürman’dan beklentilerimiz vardır:
Sayın Cumhurbaşkanı, açıkça görüleceği üzere Avrupa Birliği, Kıbrıs konusundaki Rum yanlısı tutumunu terk edip sizin ortaya koyduklarınıza kulak vereceği yerde, Rum tarafı ile birlikte egemenliğimize ve güvenliğimize saldırmaktadır.
Dolayısıyla artık çok daha net bir şekilde Cumhurbaşkanı olduğunuz KKTC’nin egemen varlığına sahip çıkınız; bunu AB’ye gösteriniz ki hayal kurmasınlar.
Kıbrıs’ta bir anlaşma isteniyorsa, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve KKTC’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi kadar yasal olduğunun idrak edilmesinin şart olduğu gerek Avrupa Birliği’ne gerekse Rum tarafına uygun kanallar ve medya vasıtasıyla bildirilmelidir.
Eğer yapacağınız bu açıklamalar ve uyarılar dikkate alınmazsa, önderlik yaparak tüm halkın AB ve Rum tarafına tepkisini demokratik yollarla; gösteriler düzenleyerek ve girişimler yaparak ortaya koymasını sağlayınız.
Bundan da sonuç alınmazsa artık zaman kaybetmeyiniz; KKTC’nin dünyada hak ettiği yeri alması için var olan izolasyon ve ambargoların aşılmasına yönelik atılımlar yapınız.
Avrupa Birliği de Rum tarafı da bilmelidir ki bu halk ve Anavatan Türkiye, en zor koşullarda, kurşunlar yağmur gibi yağarken, toplu mezarlar kazılırken bile özgürlüğü ve egemenliği için mücadeleden asla vazgeçmemiştir.
Bugün bir devlet sahibiyiz ve idrak etmeye yanaşmasalar da herkes, Kıbrıs Adası’nın kuzeyinde Kıbrıs Türk halkının egemen olduğunu, burada demokratik ve çağdaş bir yapı bulunduğunu bilmektedir.
Anavatan Türkiye dünden daha güçlüdür, yarın çok daha güçlü olacaktır.
Hal böyleyken, Avrupa Birliği ile Rum tarafının Kıbrıs Türkü’nün moralini bozması, onu yolundan döndürmesi, Rum hegemonyasının AB kisvesi altında adaya yayılması mümkün değildir”






