Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, dün yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, tüm kesimlerin yaşananlardan ders çıkarması gerektiğini ifade etti.
Kriz yönetiminin en temel unsurunun güven olduğunu vurgulayan Erhürman, güvenin sağlanmadığı bir ortamda kriz yönetiminin mümkün olmayacağını belirtti. Sürecin başında güven tesis edilmesi ve süreç boyunca bu güvenin zedelenmemesi gerektiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erhürman'ın dün yaşanan grev ve gelişmelere ilişkin yaptığı paylaşımın tamamı şu şekilde:
"Dün yaşananlardan hepimiz dersler çıkarmalıyız.
1. Kriz yönetiminin birinci esası güvendir. Güven yoksa kriz yönetmek mümkün değildir. Başlangıçta güven sağlanmalı, sürecin akışında da güveni sarsmaktan kaçınılmalıdır.
2. Kriz dolayısıyla özveride bulunulacaksa, kendilerinden özveride bulunması istenen kesimlerin katılımcılığı sağlanmalı, devletin olanakları ve adil paylaşım ilkeleri şeffaf biçimde katılımcılara paylaşılmalıdır.
3. Kriz yönetiminde kapsayıcılık da esaslardan biridir. Özveride bulunacak olanlar ve desteklenecek olanlar, "Kriz Masası"nda, adil ve şeffaf biçimde, katılımcı bir anlayışla, en zor durumda bulunanlar önceliklendirilerek belirlenmelidir.
4. Eylemlerde şiddetsizlik esastır. Hangi taraftan gelirse gelsin şiddeti mazur görmek, mazur göstermek mümkün değildir.
5. Güvenlik güçlerinin güç kullanımında yasallık, ölçülülük ve dolayısıyla orantılılık insan haklarının gereğidir ve bu ilkelere her koşulda riayet edilmelidir.
Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanlığı yürütmenin iki bacağından biridir. Devletin ve toplumun birliğini ve bütünlüğünü temsil eder. Anayasa'ya saygıyı ve kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle yürütülmesini sağlar.
Bölgede yaşananlar dolayısıyla pek çok ülkede kriz yönetiminin devreye girdiği bir dönemde, ülkemizde de kriz yönetiminin olması gerektiği gibi gerçekleştirilmesi önemlidir ve Cumhurbaşkanlığı, Anayasal görevleri çerçevesinde süreçlere dahil olacaktır.
Cumhurbaşkanlığı, bağımsızlığının, tarafsızlığının, endişeyi ve paniği değil, sağ duyuyu temsil etmesi gerektiğinin, kullanacağı dil ve eylemleriyle, monoloğu değil, diyaloğu teşvik etmekle yükümlü olduğunun bilincindedir.
Bununla birlikte hiç kimse, bu bilinci, sürecin her aşamasına dair bilgide ve Anayasal yetki ve görevleri kullanma iradesinde bir eksiklik olarak okumamalı, öyle algılamamalıdır!
Kıbrıs Türk halkı, çok daha ağır krizleri, birlik, beraberlik, özveri ve dayanışma ile aşmayı başarmış bir halktır. Aynı anlayışla bu krizi de, kriz öncesinde zaten yapmamız gerekenleri de yaparak aşacağımızdan kuşkum yoktur"





