Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Ekonomik Kalkınma ve Yerel İş Gücü Politikalarından Sorumlu MYK Üyesi Erman Yaylalı, Özlem Çimendal’ın Diyalog TV’de hazırlayıp sunduğu programa konuk oldu. Yaylalı, hayat pahalılığı ödeneği, kayıt dışı ekonomi, kamu harcamaları, yerel iş gücü, sağlık, eğitim ve bütçe açığına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, ülkede özveri ve fedakârlığın yine dar ve sabit gelirli kesimden beklendiğini söyledi.
“Petrol fiyatlarındaki artış hayatın her alanını etkileyecek”
Erman Yaylalı, Ortadoğu’da yükselen savaş geriliminin ülke ekonomisini doğrudan etkilemeye başladığını belirterek, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından petrol fiyatlarında ciddi artış yaşandığını söyledi. Petrolün hem üretimde, hem dağıtımda hem de elektrik üretiminde temel girdi olduğunu vurgulayan Yaylalı, bu nedenle petrol fiyatlarındaki artışın bütün mal ve hizmetlere zincirleme şekilde yansıyacağını ifade etti.
Yaylalı, bu etkinin azaltılması için hükümetin gelir artırıcı ve gider azaltıcı somut tedbirler alması gerektiğini ancak bunun yerine yine sabit gelirli kesimin hedef alındığını söyledi.
“Kayıt dışılıkla mücadele edilmeden kriz yönetilemez”
Yaylalı, ülkede gerek çalışma hayatında gerek ticaret alanında ciddi bir kayıt dışılık bulunduğunu belirterek, hükümetin öncelikle bu alanla mücadele etmesi gerektiğini kaydetti. Kayıt dışılığın yalnızca hiç kayıtlı olmayan iş yeri veya çalışan anlamına gelmediğini, gerçek maaş ve yatırımların gizlenmesinin de kayıt dışılık olduğunu ifade eden Yaylalı, yeni ekipler kurulması, denetim birimlerinin güçlendirilmesi ve hizmet içi eğitimlerle bu alanın kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.
“Tasarruf önce tepeden başlamalı”
Hükümetin açıkladığı tasarruf paketlerini soyut bulduğunu belirten Yaylalı, alınacak önlemlerin rakamlarıyla birlikte halka açıklanması gerektiğini vurguladı. Resmi hizmet araçlarının durdurulması, temsil, ağırlama ve ikram giderlerinin ciddi biçimde kısılması gerektiğini ifade eden Yaylalı, “Tasarruf tedbirleri önce yukarıdan başlamalı. Halk bunu görmeli” dedi.
Üst düzey kamu görevlilerinin maaşlarının 350-400 bin TL seviyesine ulaştığını söyleyen Yaylalı, kesinti veya dondurma olacaksa bunun alt gelir gruplarına değil, önce üst maaş gruplarına uygulanması gerektiğini belirtti.
“Hayat pahalılığı maaş artışı değildir”
Hayat pahalılığı ödeneğinin maaş artışı olarak sunulmasının yanlış olduğunu vurgulayan Yaylalı, bunun yalnızca alım gücünde oluşan kaybın bir kısmını telafi etmeye yönelik bir ödeme olduğunu söyledi. Üç aylık bir artış verilip ardından dokuz ay boyunca ödeme yapılmamasının rasyonel olmadığını belirten Yaylalı, hükümetin alt gelir gruplarını koruyan kademeli bir barem sistemi uygulaması gerektiğini ifade etti.
Yaylalı, “En alttakine daha yüksek, en üsttekine daha düşük oran verilmelidir. Aksi halde gelir dağılımındaki adaletsizlik daha da büyüyecek” dedi.
“Yerel iş gücü özel sektörde giderek eriyor”
Özel sektörde çalışan KKTC yurttaşlarının oranının giderek düştüğünü söyleyen Yaylalı, tamamen özel sektörde çalışanların yalnızca yüzde 35-37’sinin KKTC yurttaşı olduğunu ifade etti. Üçüncü ülke uyruklu çalışanların sayısının giderek arttığına dikkat çeken Yaylalı, bu yapının artık düzenlenmesi gerektiğini belirterek yeni ön izinlerin durdurulması ve kayıtsız çalışanların kayıt altına alınması çağrısı yaptı.
Yaylalı, işverenlere verilen bazı teşviklerin çalışanlara değil işverenlere yaradığını, yabancı iş gücünü teşvik eden desteklerin ise kabul edilemez olduğunu söyledi.
“Borç büyüyor, sistem çökmeye devam ediyor”
Devletin bankalara olan iç borcunun yaklaşık 15 milyar TL, ihtiyat sandığına olan borcunun ise yaklaşık 12 milyar TL seviyesinde olduğunu belirten Yaylalı, toplam iç borcun 30 milyar TL civarında olduğuna dikkat çekti. Bütçede en yüksek kalemlerin personel giderleri, emekli maaşları ve hazine yardımları olduğunu söyleyen Yaylalı, sağlık sevklerinin de başlı başına büyük bir gider haline geldiğini ifade etti.
Sağlık sisteminde sık sık çökme yaşandığını, eğitimde çocukların konteyner sınıflarda ders gördüğünü, ulaştırmada ise yolların ve altyapının büyük sorunlar taşıdığını söyleyen Yaylalı, mevcut yapının genel bir yönetim krizine işaret ettiğini kaydetti.
“Asgari ücrette acele değil, akılcı düzenleme gerekir”
Asgari ücretin üç ayda bir artırılmasının doğru olmadığını belirten Yaylalı, altı aylık tablonun görülmesi ve ardından tüm taraflarla istişare edilerek karar alınması gerektiğini söyledi. Asgari ücret artışının hemen her ürüne fahiş zam olarak yansıtılmasının ekonomik akla uygun olmadığını ifade eden Yaylalı, bunun kötüye kullanıldığını dile getirdi.
“Bu kriz partilerin değil, toplumun meselesidir”
Yaylalı, önümüzdeki dönemin kolay olmayacağını ancak ülkenin bu krizden ancak ortak akılla çıkabileceğini belirtti. “Bu TDP’dendir, bu CTP’dendir, bu UBP’dendir” yaklaşımının bir yana bırakılması gerektiğini söyleyen Yaylalı, etiketlerden bağımsız olarak herkesin çözüm önerilerine kulak vermesi gerektiğini vurguladı.
TDP Basın Bürosu




