Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Mağusa İlçe Başkanı Olgu Tansuğ, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın bir televizyon programında sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yaptığı açıklamaların, ifade özgürlüğü ve hukukun işleyişi açısından ciddi soru işaretleri yarattığını belirtti.

Tansuğ, açık hakaret, küfür ve kişisel saldırıların zaten hukuki koruma kapsamında olmadığını; ancak asıl tehlikenin her eleştirinin “hakaret” olarak yorumlanarak içerik engellemenin önünün açılması olduğunu ifade etti.

“Temel soru yanıtsız”

Tansuğ, “KKTC mahkemelerinin ifade, düşünce ve fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirdiği bir içerik, hangi hukuki dayanakla ve kimin yetkisiyle engellenecektir?” diye sordu.

KTMMOB'nin 57. Dönem Başkanı Görkem Çelik oldu
KTMMOB'nin 57. Dönem Başkanı Görkem Çelik oldu
İçeriği Görüntüle

Türkiye’den gelecek bir ekip ve Türkiye Cumhuriyeti Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu üzerinden sosyal medya içeriklerine müdahale edilebileceği yönündeki açıklamaların hukuki belirsizlik yarattığını belirten Tansuğ, KKTC yargısının yetki alanına giren bir konuda başka bir ülkenin mekanizmaları üzerinden işlem yapılmasının meşruiyet sorunu doğuracağını söyledi.

“Hakaret ile sert eleştiri ayrılmalı”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasında denge kurulduğuna dikkat çeken Tansuğ, politikacıların demokratik toplum düzeni gereği daha geniş bir eleştiri alanına katlanmak zorunda olduğunu kaydetti.

Tansuğ, sert ve rahatsız edici ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğini, ancak açık hakaret ve doğrudan kişisel saldırıların bu kapsamda korunmadığını belirtti.

“Egemenlik hukukta da korunmalı”

Tansuğ, egemenlik kavramını her platformda savunanların, KKTC mahkemelerini devre dışı bırakarak başka bir ülkenin idari ve hukuki araçlarına başvurmasının açık bir çelişki olduğunu vurguladı.

“Bugün ‘hakaret’ gerekçesiyle talep edilen yetkinin yarın eleştiri, düşünce ve muhalif görüşleri kapsamayacağının hiçbir garantisi yoktur” diyen Tansuğ, meselenin yalnızca birkaç içeriğin kaldırılması değil, ifade özgürlüğünün sınırlarının kim tarafından ve hangi yetkiyle belirleneceği meselesi olduğunu ifade etti.

“Eleştiriyi susturmak değil, tahammül etmek gerekir”

Tansuğ, demokratik bir toplumda esas olanın eleştiriyi susturmak değil, eleştiriye tahammül edebilen bir anlayışı güçlendirmek olduğunu belirterek, atılacak her adımın hukuk, demokrasi ve ifade özgürlüğü açısından titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.