Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), yıllık Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi raporunu yayınladı. Kıbrıs'ın kuzeyi, geçen yıla göre 14 sıra gerileyerek 180 ülke arasında 90. sırada yer aldı.  

Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi Raporuna göre dünya genelinde gazetecilere yönelik saldırılar geçtiğimiz yıl artış gösterdi.

Gazze’de İsrail tarafından başlatılan saldırılardan bu yana 100’den fazla muhabir öldürüldü. Raporda  gazetecilerin en az 22’sinin görevini ifa ederken öldürüldüğüne  yer verildi. 

Dünya genelinde gazetecilere yönelik saldırıların geçtiğimiz yıla göre önemli oranda yoğunlaştığı belirtilen raporda gazetecilerin özgür, bağımsız çalışma ve haber yapma durumuna göre 180 ülke sıralandı. 

RSF Endeksi’nde ülkelerin puanı, “politik”, “güvenlik”, “ekonomik”, "sosyo-kültürel" ve "yasal" olmak üzere beş gösterge ile belirleniyor.

Rapora göre Ortadoğu bölgeleri, hükümet güçlerinin basın özgürlüğüne getirdiği kısıtlamalar açısından en kötü performansı gösterdi.

Geçen yıl bölgedeki hükümetler medyayı şiddet, tutuklamalar ve acımasız yasalar yoluyla kontrol etmeye ve kısıtlamaya çalıştı. Buna "gazetecilere karşı şiddet suçlarının cezasız bırakılması" da eklendi.

GAZZE’DE 100’DEN FAZLA GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ

Rapora göre Gazze'deki İsrail saldırılarının başladığı Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de 100'den fazla Filistinli muhabir öldürüldü. Bunların en az 22'sinin çalıştıkları sırasında öldürüldüğü kaydedildi.

RSF: “GAZZE’DE GAZETECİLERİN KASTEN ÖLDÜRÜLMESİ SAVAŞ SUÇUDUR”

RSF, Gazze’deki gazetecilere yönelik saldırılara ilişkin soruşturma talebinde bulunarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurmuştu.  İsrail ordusunun kasten gazetecileri hedef alarak hayatlarına son verdiğini vurgulayan RSF, bu tutumun savaş suçu olduğunu açıklamıştı.

Öte yandan Kıbrıs'ın kuzeyindeki medya ortamına da yer yerilen raporda, medyanın çeşitli  zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtildi.  Birçok gazete, TV kanalı, radyo istasyonu ve çevrimiçi medya bulunmasına rağmen, medya sahiplerinin başka mali çıkarları olan iş insanları olduğu kaydedildi.

KIBRIS’IN KUZEYİNDE MEDYA ÇOĞULCULUĞU TEHDİT ALTINDA

Politikacılar ve medya patronları arasındaki ilişkilerin, editoryal içeriğin bağımsızlığını etkilendiğine yer verilen raporda Kıbrıs'ın kuzeyindeki medya çoğulculuğunun tehdit altında olduğu vurgulandı.

Medyaya karşı açılan davalar, gazetecilere yönelik sözlü saldırılar ve editoryal çalışmalara doğrudan müdahale gibi sorunlar raporda yer aldı. Ayrıca,  iş insanlarının medyadaki artan hakimiyetinin medya özgürlüğüne zarar verdiği belirtildi.

Kıbrıs’ın kuzeyinin TC Devleti’nin artan baskının altında olmasından ötürü basın özgürlüğünün olumsuz etkilendiğine de yer verilen raporda, TC  ve  KKTC devletinin, ordusunu veya yetkililerini eleştiren gazetecilere karşı yaptırımlar, davalar ve cezai işlemler uygulandığından söz edildi.

KİŞMİR, TÜRK ORDUSUNU ELEŞTİRDİĞİ İÇİN 10 YIL HAPİSLE KARŞI KARŞIYA

Basın-Sen  Başkanı Gazeteci Ali Kişmir’in Türk ordusunu eleştirdiği için 10 yıl hapisle karşı karşıya kaldığına ve dört gazetecinin de Türkiye'ye girişi engellendiğine yer verilen raporda diğer gazetecilerininde TC politikalarını veya KKTC siyasetçilerini eleştirdikten sonra sansürlendiğini, kovulduğunu veya istifaya zorlandığı belirtildi. Kamu medyasının da tamamen hükümetin kontrolü altında olduğuna yer verildi.

Kismir In Davasi 17 Nisan A Ertelendi 1709545986

Raporda şu konu başlıkları da irdelendi:

Tunus’ta Avrupa’nın göç politikası protesto edildi Tunus’ta Avrupa’nın göç politikası protesto edildi

Yasal çerçeve

Mevzuat, basın özgürlüğünü korurken kamu düzenini, milli güvenliği ve hatta kamu ahlakını korumak amacıyla kısıtlıyor. Hakaret bir suçtur ve kaynakları koruyacak yasalar yoktur. Medyaya karşı büyük tazminat davaları açılıyor.

Mah

YASALAR AİHS’İN ÜSTÜNE KONULARAK ÜLKEDE TEHLİKELİ BİR EMSAL İÇTİHAT  OLUŞTURDU

Kıbrıslı Türk yetkililer yakın zamanda mevcut mevzuatı ifade özgürlüğünü daha da sınırlandıracak şekilde değiştirmeye çalıştı.  Başsavcılığın, Afrika/Avrupa Gazetesi'ne karşı açmış olduğu ve Alt Mahkeme'de beraat ile sonuçlanan 'karikatür/kolaj davası'nın  kararı istinaf edildi. Yüksek Mahkemede görüşülen davada KKTC’deki yasalar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin üstüne konularak ülkede tehlikeli bir emsal içtihat  oluşturuldu. Ülkedeki gazeteciler Türkiye'de  gıyaben de yargılanabiliyor.

Cvnc

Ekonomik bağlam

Türk lirasındaki değer kaybının yol açtığı ekonomik kriz medyayı da derinden etkiledi. Reklamlara ve sponsorluklara bağımlılıkları, iş dünyasının editoryal içerik üzerindeki etkisini artırdı. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle birçok medya kuruluşu sahiplerini değiştirdi. Aynı zamanda birçok gazeteci halkla ilişkiler çalışması üstleniyor ve bu da onların objektifliğini etkiliyor.

Emniyet

Ciddi bir tehdit veya fiziksel saldırı olmamasına rağmen, giderek artan sayıda gazeteci Türk ve Kıbrıslı Türk yetkililer tarafından sözlü saldırılara ve taciz kampanyalarına maruz kalıyor. Muhabirler de sıklıkla çevrimiçi tacizin kurbanı oluyor.

Siyasi bağlamda, Türkiye'nin artan baskısının Kıbrıs'ın kuzeyindeki basın özgürlüğünü olumsuz etkilediği ifade edilen raporda,  Türk hükümeti ve Kıbrıs Türk yetkililerini eleştiren gazetecilere karşı yaptırımlar, davalar ve cezai işlemler uygulandığı belirtiliyor.

 

KIBRISIN SESİ HABER MERKEZİ