Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), enerji arz güvenliğinin sürdürülebilir olabilmesi için üretim altyapısının modernize edilmesi, yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, enerji depolama sistemlerinin devreye alınması ve enterkonnekte bağlantı seçeneklerinin teknik temelde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

EMO, başta Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu olmak üzere ilgili tüm kurumları; arızalı üretim ünitelerinin süratle devreye alınması, bakım süreçlerinin etkin biçimde tamamlanması, kamuoyunun düzenli ve şeffaf şekilde bilgilendirilmesi, orta ve uzun vadeli enerji arz planlamasının gecikmeden hazırlanması, konularında gerekli adımları atmaya çağırdı.

Enerji arz güvenliğinin; günlük siyasi tartışmaların değil, ülkenin geleceğini doğrudan etkileyen stratejik bir kamu politikası olduğuna dikkat çeken EMO, yaz mevsimine girilirken elektrik üretim altyapısına ilişkin mevcut teknik verilerin, enerji arz güvenliği açısından ciddi riskler oluştuğunu söyledi.

EMO yaptığı yazılı açıklamada, elektrik enerjisinin, toplumsal yaşamın ve ekonomik faaliyetlerin temel unsuru olduğunu, bu nedenle gerekli teknik ve yönetsel tedbirlerin gecikmeksizin alınmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. EMO, sorunların mevsimsel değil, aynı zamanda yapısal bir enerji planlama sorunu olduğuna işaret etti.

Spor Fest 2026 finale noktalandı: Kupalar sahiplerini buldu
Spor Fest 2026 finale noktalandı: Kupalar sahiplerini buldu
İçeriği Görüntüle

EMO, mevcut santrallerde yaşanan arızaların, bakım eksikliklerinin, yüksek sıcaklıkların üretim kapasitesi üzerindeki olumsuz etkilerinin ve yaz aylarında artan tüketim dikkate alındığında, özellikle akşam saatlerinde elektrik sistemini ciddi şekilde zorladığını kaydetti.

EMO açıklamasında, teknik analizlerin, mevcut kullanılabilir üretim kapasitesinin yaz dönemindeki talebi karşılamakta yetersiz kalacağını gösterdiğini, bu durumun, yeni arızalar yaşanmasa da özellikle enerji tüketiminin en yüksek olduğu saatlerde bölgesel ve kontrollü elektrik kesintilerinin gündeme gelebileceğine işaret edildi.

-Mevsimsel koşullar yalnızca kesinti riskini değil, enerji kalitesinde bozulmaları da getirecek

Olası yeni arızaların yaşanmasının sistem üzerindeki baskıyı daha da artırarak, kesinti süreleri ve etki alanlarının büyümesine neden olabileceği ifade edilen EMO açıklamasında, buna ek olarak, baz yük santrallerinin artan talebi karşılamakta zorlanması, üretim yapısında ağırlıklı olarak tek tip yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı santrallerin bulunması ve mevsimsel koşulların etkisinin; önümüzdeki süreçte yalnızca enerji kesintileri riskini değil, aynı zamanda enerji kalitesinde bozulmaları da beraberinde getireceği hatırlatıldı.

-Vatandaşların enerji tüketimine azami hassasiyet göstermesi önemli

EMO, özellikle 17.00–22.00 saatleri arasında klima kullanımına bağlı artan tüketimin, sistem üzerindeki baskıyı daha da artırdığını, bu nedenle vatandaşların enerji tüketimine azami hassasiyet göstermesinin önemine işaret etti.

Vatandaşlardan talep edilen tasarruf çağrılarının temel nedeninin; yıllardır gerekli üretim, bakım ve altyapı yatırımlarının zamanında ve yeterli ölçüde hayata geçirilmemesinden kaynaklandığını kaydeden EMO, gelinen noktada, kısa vadede sistemi rahatlatacak büyük ölçekli yatırımların tamamlanabilmesi için yeterli zaman kalmadığını söyledi.

-Vatandaşların hassasiyeti geçici çözüm

Açıklamada, vatandaşların göstereceği hassasiyetin, geçici olarak sistem güvenliğine katkı sağlayabilecek olsa da kalıcı çözümün; bilimsel planlama anlayışıyla hareket edilmesi, gerekli yatırımların gecikmeden gerçekleştirilmesi ve enerji politikalarının sürdürülebilir bir zemine oturtulmasından geçtiği ifade edildi.

EMO, bu kapsamda; gereksiz elektrik tüketiminden kaçınılması, klimaların 24–26°C aralığında çalıştırılması, yüksek enerji tüketen cihazların 17.00–22.00 saatleri dışında kullanılması ve kamu kurumları ile ticari işletmelerin enerji tasarrufu konusunda gerekli önlemleri almasının sistem güvenliği açısından önemli katkı sağlayacağını vurguladı.

EMO, ayrıca yıllardır kamuoyuna açıklanan enerji yatırımı projeleri ile siyasi taahhütlerin söylem düzeyinde kalmaması, somut uygulamalara dönüşmesinin artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini de ifade etti.