Geçtiğimiz yılın Nisan ayının akılda kalan olaylarından biri de Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası EL-SEN’in 17 gün boyunca Cumhuriyet Meclisi önünde gerçekleştirdiği eylemdi. Eylem gerekçesi, hükümet tarafından hazırlanan ve Kamu İhale Yasası’nda yeni bir düzenlemeyi öngören değişiklik tasarısının genel kurul gündemine gelmesiydi.

EL-SEN bunun adrese teslim bir değişiklik olacağı ve tasarının yasalaşması durumunda, enerji arzı konusunda henüz mevcut sözleşmesi dahi dolmayan AKSA’ya yeni imtiyazlar sağlayacak yeni bir sözleşmenin yolunun açılacağı konusunda uyarıda bulunmuş, ilgili tasarının geri çekilmesini talep etmişti.

EL-SEN’in eylemi başarıya ulaşamadı, değişiklik oyçokluğuyla onaylandı ve tam da sendikanın öngördüğü biçimde, ‘yukarıdan’ gelen talimatı uygulayan KIB-TEK Yönetim Kurulu, 1 Ağustos’ta AKSA ile KALECİK-III Sözleşmesi’ne imza koydu.

Sözleşmeyle AKSA’nın KIB-TEK’e enerji sağlamak amacıyla Kalecik’te konuşlandırmış olduğu makinelerin kira bedeli artırıldı, halihazırda sahip olduğu alım garantisi 15 yıllığına uzatıldı ve uzatılmakla kalmayıp, önceki sözleşmede var olan alım garantisi miktarı da yükseltildi.

Mevcut kurulu gücü 140 MGW olan AKSA, KALECİK-III’ün imzalanmasının ardından sözleşme gereği bu gücü 175 MGW’a çıkarmak için adaya, her birinin 17.5 MGW gücünde olduğu iddiasıyla iki yeni makine getirdi. 

Bu makinelerin devreye sokulabilmesi için, yine sözleşme gereği birtakım kontrollerden geçmesi ve bu kontroller sonucunda elde edilecek güç değerlerinin, yani her iki makinenin gerçekten de 17.5 MGW gücünde, verimli bir şekilde çalışıp çalışmadığının bizzat KIB-TEK tarafından onaylanması gerekiyor. Aksi halde, yeni iki makineyi devreye sokacağı gerekçesiyle AKSA’ya ödenecek kira bedelini artıran bu sözleşme, KIB-TEK tarafından feshedilebilir.

Kurulumu tamamlanan makinelerden birinin kontrolleri geçtiğimiz hafta başladı, diğer makine ise henüz kurulum aşamasında.

EL-SEN’in verdiği bilgiye göre, 1999 yılında üretilen, yani 25 yaşında olan bu makineler, Gana’dan sökülüp getirilmiş. Yine sendikanın verdiği bilgiye göre, sözleşme gereği 17.5 MGW gücünde olması gereken makinelerin fabrika çıkışı 16.3 MGW. AKSA ise cihazların modifiye edildiğini ve güçlerinin 17.5 MGW’a çıkarıldığını iddia ediyor. EL-SEN’in, teste giren makineyle ilgili şüpheli bulduğu bir diğer nokta ise, sadece 51.000 saatte olması. 

“2007 yılında Teknecik Elektrik Santrali’ne kurulan sıfır makine, AKSA’dan alım garantisi nedeniyle sürekli çalışır durumda OLMAMASINA rağmen 60.000 saati geçmişken, 25 yaşındaki bir makine nasıl olur da sadece 51.000 saatte olur?” diye soruyor EL-SEN ve tam  bu noktada, makinenin yıpranmış olduğu gerçeğinin üstünü örtmek için, çalışma geçmişini gösteren ayarlarıyla oynanmış olabileceği endişesini paylaşıyor. 

Dönelim kontrollere… 

KALECİK-III’e göre yukarıda bahsettiğimiz kontroller iki aşamadan oluşuyor. Buna göre ilk aşamada, makinelerin 24 saat boyunca tam kapasitede, ikinci aşamada ise 60 saat boyunca %70 kapasitede işletilmesi, yani 24 saatlik ilk aşamada her bir makinenin tamı tamına 17.5 MGW, 60 saatlik ikinci aşamada ise tam kapasitenin %70’ine denk gelen 130 MGW üretim yapması gerekiyor.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, kurulumu tamamlanan ilk makinenin test ölçümleri  geçtiğimiz hafta itibarıyla başladı. AKSA bir yandan kendi Scada Merkezi’ne kendi ölçümlerini yaparken, paralel bir ölçüm de AKSA ile KIB-TEK’in Scada Merkezi ve Teknecik Komuta Merkezi arasında var olan modem bağlantısı aracılığıyla yapılıyor. Ancak ilginçtir ki, yıllardır AKSA ile KIB-TEK’i birbirine sağlıklı bir biçimde bağlayan bu modem, ölçümlerin başladığı Çarşamba gününden bu yana aralıklarla arıza veriyor ve bağlantı sürekli kopuyor. Dolayısıyla da KIB-TEK, söz konusu makinenin sözleşme gereği ulaşması gereken değeri üretip üretemediğini sağlıklı bir biçimde ölçemiyor. 

EL-SEN’in verdiği bilgiye göre ilk 24 saatlik testte, modem bağlantısının kesik olmadığı aralıklarda KIB-TEK tarafından ölçülebilen değerin ortalaması, 16.7 MGW. Oysa bu değerin 17.5 MGW olması gerekiyor.

İlk 24 saatlik testin ardından başlanan 60 saatlik ikinci test ise, bir noktada makinenin artık çalışmıyor olduğunun fark edilmesi üzerine durduruluyor ve yeni bir 60 saatlik süreç başlıyor. Dün gece 23.00 itibarıyla tamamlanan bu ikinci 60 saatlik test süresince de yine ne ilginçtir ki modem bağlantısı sağlıklı çalışmıyor, bağlantı sürekli kesiliyor ve dolayısıyla da KIB-TEK bu testin sonucunda makinenin gerekli değerde üretim yapıp yapamadığını yine göremiyor.

***

Toplam sekiz makineyle kurulu gücü 140 MGW olduğu halde, yıllardır bu makinelerin sadece altı tanesini çalıştıran, yani sadece KIB-TEK’in almayı garanti ettiği miktar olan yaklaşık 100  MGW’lık üretim yapan AKSA, mevcut kurulu gücünü tam kapasite kullanarak, 35 MGW tutarındaki ek alım garantisi miktarını karşılayabilir miydi?

Evet karşılayabilirdi. 

Yani yeni iki makine getirmesine gerek var mıydı?

Hayır yoktu.

Bu basit matematik hesabının bize gösterdiği odur ki; KALECİK-III Sözleşmesi ile AKSA’ya yeni santral kurma, yani iki yeni makine getirme onayının verilmesi, aslında şirketin daha fazla üretim yapabilmesine olanak sağlamak değil, sahip olduğu cihazların miktarını çoğaltıp, bu sayede KIB-TEK’ten alacağı kira bedelini yükseltmektir. 

Yani rantı çoğaltmaktır. 

Çünkü maksat üzüm yemek olsaydı, önümüzdeki 15 yıl boyunca AKSA’ya döviz üzerinden fahiş kira bedelleri ödeyip bunu halkın faturalarıyla karşılamak yerine, oraya akacak parayla kendi öz malımız olan Teknecik’e yeni santral kurulur ve AKSA’dan kilowatt saat başına 18 Dolar Cent’e satın alınan elektrik enerjisi, yaklaşık yarı fiyatına üretilir ve halka arz edilirdi.

Peki şimdi ne olacak?

EL-SEN makinelerin verimsiz olduğunu düşünüyor ve KIB-TEK tarafından onaylanmaması gerektiğini savunuyor.

Aynı konuda dün bir açıklama yapan Makine Mühendisleri Odası da bu cihazları REDDETMEMESİ halinde, KIB-TEK yönetiminin suç işlemiş olacağını söylüyor.

KIB-TEK yönetimi ne yapacak?

Hep birlikte göreceğiz…

Ya düzgün bir biçimde yapılamayan bu testlerin sonuçlarını onaylamayacak ve AKSA’nın, KALECİK-III Sözleşmesi’nin gereğinin tam anlamıyla yerine getirememesi durumunda şirkete kira bedeli artırımı ve 15 yıllık yeni alım garantisi sağlayan akdi feshedecek, ya da göz göre göre üç maymunu oynayıp sermayeyi daha da zenginleştirirken, halkı daha da fakirleştirecek yeni bir icraatın altına imza atacak.